İbrahim Kahveci

İbrahim Kahveci

Mail: ibrahimkahveci@karar.com.tr

Bankalarımızda ilginç şeyler oluyor!

the news turkey

İktisat bilimi mal ve hizmetleri mülkiyet yapısı açısından 3 ana gruba ayırır.

-Tam kamusal mallar: Faydanın tüm topluma ifade edildiği ama maliyetin özel mülkiyet tarafından karşılanamayacağı mal ve hizmetlerdir. Mesela karayolu tam kamusal mal olarak görülür. Ya da adalet, savunma...

-Yarı kamusal mallar: Hem özel sektör hem de kamunun tamamlayıcı olarak oluşturduğu piyasalar. Bu gruba en güzel örnek eğitim ve sağlık gösterilebilir.

-Özel mallar: Fiyatı ve hizmeti piyasaya bırakılacak mallar.

***

Paralı karayolu veya ulaşım hizmeti olur mu? Elbette olabilir ama bu hizmetlerin ücreti toplumsal fayda noktasında belirlenir. Mesela İstanbul-İzmir otoban ve Osman Gazi Köprüsü atıl kapasitede çalışırken, Hazine garantileri nedeniyle maliyeti tüm ülke ödemektedir.

Bugün ana konumuz KÖİ kapsamında 6-8 milyar dolara yaptırılan Şehir Hastanelerine verilen 67 milyar dolarlık Hazine garantisi de değil.

Bu uçuk maliyet ve fiyatları bugün toplumun önemli bir kesimine anlatmanın imkânı yoktur. Londra mahkemelerinin bile yetkilendirildiği (Türk Mahkemeleri yetkili değil) bu projeler ile ülkenin acayip bir kalkınma hamlesi içerisinde olduğu sanılıyor.

Bugün konumuz BANKACILIK...

***

Önce şu pazartesi yazdığım ama çok rakam vererek adeta boğduğum konuya değineyim:

BDDK verilerine göre Aralık 2018-Eylül 2019 arasında kamu bankaları ile özel (yabancı dahil) bankalar arasında TL mevduatında ilginç değişim yaşanıyor. Toplam TL mevduatı yüzde 8,5 artıyor.

Kamu bankalarındaki TL mevduatı 57,0 milyar lira, yani yüzde 14,8 artış gösterirken, özel bankaların TL mevduatı 28,9 milyar lira, yani yüzde 4,6 artış gösterebiliyor.

İkinci nokta ise daha ilginç: Özel bankaların TL mevduatlarında 3-6 ay vadeli tutar 42,3 milyar lira (yüzde -72,7) azalış görülürken, 1 aya kadar vadeli TL mevduatları 42,5 milyar (yüzde 43,2) artış gösteriyor. Sanki bir el bir anda özel bankalardaki TL mevduatlarının vadesini bozmuş.

Ama işin daha ilginç yanı şu: Özel bankalarda 3-6 ay arası mevduat hızla bozulurken, kamu bankalarında bu vadeli mevduat tam yüzde 86,5 artış göstererek 52,7 milyar liraya yükseliyor.

Ayrıca şu noktayı da koyalım: Bu yıl ilk dokuz ayda toplam verilen TL kredileri yüzde 8,2 artışla 118,5 milyar yükseliyor. Ama bu kredinin de tam 117,1 milyar lirasını kamu bankaları vermiş.

Yani TL kredisi veren özel banka olmamış. (Sadece 1,4 milyar lira)

***

Gelelim işin son safhasına:

Kar ve zarara bakalım.

Bankaların kredilerden aldığı faiz geliri yüzde 20,4 artıyor. Ama kamu bankalarının aldığı faiz geliri yüzde 31,6 artıyor. Hatta ortalamayı da kamu bankaları yükseltiyor. Şöyle diyelim: Özel bankaların yılın ilk dokuz aylık karşılaştırılmasında kredilerden aldıkları faiz geliri 109,7 milyar liradan yüzde 15,4 artışla 126,6 milyar liraya yükseldiği görülüyor.

Buna karşılık kamu bankalarının kredilerden aldığı faiz geliri 67,3 milyar liradan yüzde 31,6 artışla 88,7 milyar liraya yükseldiği görülüyor.

Sizce faizci kim! (Umarım bu cümlem anlaşılmıştır)

Kamu bankalarının faiz geliri yüzde 36,1 artan “Diğer kredilerden alınan faizler” kaleminden geliyor. 88,7 milyar liralık faiz gelirinin 61,2 milyar lirası buradan...

***

Şimdi son noktaya gelelim:

Bankacılık sektörü bu yıl “Sermaye Piyasası İşlemleri” kaleminden 15,8 milyar lira zarar ediyor. Bu zararın ise 11,1 milyar lirası kamu bankalarından geliyor.

Ve bir başka nokta: Kamu bankalarının sermaye piyasaları zararı yabancı parada 7 milyar 985 milyon lira iken, özel bankaların yabancı parada sermaye piyasası zararı yok, hatta 6 milyar 872 milyon lira karı var.

Şimdi soru şu: Bankalarda TL vadelerinde kamu-özel bankalarda ani ve sert yer değişimler yaşanırken, kamu bankalarının YP sermaye piyasası zararları ne ifade ediyor?

İnanın bu soruların cevabını ben de bilmiyorum. Sadece çok ilginç bir bankacılığa doğru yol aldığımızı görüyorum.

 

YAZININ DEVAMI 

Facebook Yorum

Yorum Yazın

haberturk gazetesi